24/6/2007 · Kategori: komik seyler


 
Avustralya'nın Melbourne kentinde, otomobilinin içinde ölen 71 yaşındaki
adama polis tarafından ceza kesildi. Kentin Maroondah Belediyesi'nden
yapılan açıklamada, polis memurunun, aracın içindeki ölüyü fark etmeyerek,
ceza makbuzunu ön cam sileceğinin altına sıkıştırdığı, yaşlı adamın bir
hafta önce öldüğünün belirlendiği kaydedildi.
Belediye Başkanı Peder Tenham, ölünün ailesinden özür dilendiğini, polis
memurunun, camların buğulanmış olmasından dolayı yaşlı adamı görmediğini
belirtti.

Asabi çoban ot yemeyen koyununu tüfeğin dipçiğiyle dövmeye başladı. Tüfek
ateş aldı ve çoban öldü. (BİTLİS)

Köpeği ile ava giden acemi avcı, ihtiyaç molası verdi tüfeği bacaklarının
arasına kıstırıp tuvaletini yapmak istedi o sırada köpek dizlerine atladı
tetiğe dokundu avcı çenesinden giren fişekle öldü.(TOKAT)

Tarlada otlayan iki koyun bir evin önündeki inşaat kumunu dağıttı. İki
aileden beş kişi öldü.(GAZİANTEP)

İki odayı yıkıp tek oda yapmak isteyen ev sahibi isi abarttı. Tek duvar için
kazma yerine dinamit kullandı. Mahalleyi havaya uçurdu. Yaralandı. (TRABZON)

Şaşkın köylü üç katli evinin terasında kömürlükte buzağı beslemeye başladı
buzağı büyüdü.250 kiloluk dev bir inek oldu. Bulunduğu odaya sığmayan inek
üç katli evden vinçle indirildi. (İZMİR)

Karadenizli iki kardeş çatıdaki hurdaları satmak istedi. Ağabey çatıya çıktı
demir yığınlarını aşağıdaki kardeşine atmaya başladı. Kardeşi ise hepsini
tuttu biri hariç: Buzdolabı. Onun da altında kalıp Ağır yaralandı. Hastanede
'Hızlı attı tutamadım' dedi.(İZMİR)

İngiltere
Ağır bir hastalık yüzünden kolları kesilen 44 yaşındaki İngiliz, Manchester
mahkemesinde dava açtı. Kolsuz adam, 1991yılından beri ayaklarıyla
''fevkalade güzel'' otomobil kullandığını söylüyor, ehliyetinin geri
verilmesini istiyordu. Davacı, ''10 yıldır gayet güzel araba kullanıyorum.
Hiç kaza yapmadım. Ehliyetimi hak ediyorum. Vermezseniz yine araba
kullanmaya devam edeceğim...'' diyordu. 46 yaşındaki İngiliz rahibi,
dünyanın un uzun vaazını vererek rekor kırdı.Chris Sterry adlı rahip, Cuma
sabahı saat 06.30'da vaazına başladı. Rahibin konuşması tam 28 saat 45
dakika sonra bitti.
Hollanda
2.5 metrelik boyuyla dünyanın en uzun adamı sayılan Pakistanlı Azad Han
Mesud ile 1.20 metre boyundaki Ali Garban, ''her türlü ayrımcılıkla
mücadele'' amacıyla dünya turuna çıktılar.
İkili, dünyaya kardeşlik mesajı vermek istediklerini belirttiler.
Pakistan
Hollanda hükümetindeki kadın bakanlar, İtalyan erkek bakanlarla görüşecek
olurlarsa onların kıçlarına birer şaplak vurmak kararlaştırdılar.
Kadın bakanlar, böylece bir İtalyan mahkemesinin kararını protesto
edeceklerdi.
Mahkeme, işyerinde kadın meslektaşının kalçasını ellemekle suçlanan adamı
aklamış ve erkeklerin, kadın meslektaşlarının kalçalarını ''aşırıya kaçmamak
kaydıyla''elleyebileceklerine hükmetmişti.
Ukrayna
Piknikte tartıştığı karısını öldürüp etini yiyen yamyam, 15 yıl hapisle
cezalandırıldı.
İşi kasaplık olan Vitali Staçevski, öldürdüğü eşinin kalbini, karaciğerini
ve böbreklerini çıkardığını ve bunları dükkanında sattığını da itiraf etti.
'Sadece satılabilecek parçalarını ayardım' diyen yamyam kasap, çocuklarının
annesinin etini dana eti diye arkadaşlarına da yedirdiğini söyledi
ABD
Florida'da bir kişi, adam öldürtmek için kiralık katil tuttu.
Talihin cilvesine bakınız ki, tuttuğu kiralık katil öldürtmek istediği
adamın oğluydu...
Planı başarısızlığa uğrayan adam, bir de cezaevini boyladı...
Bolivya
Bolivya senfoni orkestrası, eksi 15 derecede açık hava konseri verdi.
4 bin metre yüksekliğindeki And dağlarında bulunan Uyuni tuz çölünde
dondurucu soğukta konser veren müzisyenlerin bir tek amacı vardı:
Bölgenin turistik tanıtımını yapmak.
Kenya
Rowan Atkinson adlı İngiliz, Kenya'da özel uçakla seyahat ediyordu.
Cessna'nın pilotunun birden bayılması üzerine, daha önce hiç uçak
kullanmayan Atkinson, 5 bin metre irtifadan düşmemek için can havliyle
direksiyona geçti.
Allah'tan, pilot birkaç dakika sonra kendine geldi de facia önlenmiş oldu.
İskoçya
Temmuz'da 100. doğum gününü kutlayan Leydi Morton, yeni aldığı arabasıyla
kaza yaptıktan sonra, 'araba kullanmaya devam edeceğim' dedi.100'lük leydi,
74 yıldır araba kullanıyordu ve ilk kez trafik kazası yapıyordu.
Ekvator
'Sakar' Ekvatorlu, dişlerini fırçalarken elindeki dişfırçasını 'yuttu.'
Başına geleni anlatırken,
'Fırça elimden kayıp boğazımdan aşağı iniverdi' diyen adamı muayene eden
doktorlar;
fırçanın 'doğal yoldan' atılmasını bekleyeceklerini bildirdiler

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

30/5/2007 · Kategori: komik seyler


 

Annemizden öğrendiğimiz yaşam kurallarına bir de komik yanından bakmaya ne
dersiniz?




* Mütevazi olmayı
"Oğlum çok iyi ingilizce konuşur. Hadi yavrum konuşta, görsün teyzeler"

* Paylaşmayı
"Oyuncaklarını sakın kimseye verme biz öyle zengin değiliz"

* Kendimizi geliştirmeyi
"Bak Ayşe Hanımların kızı matematikten yine 5 almış. Ya sen!"

* Sabırlı olmayı;
"Baban eve gelsin, sen görürsün"

* Hakkımızı alacağımızı;
"Eve döndüğümüzde ben bilirim sana yapacağımı"

* Diyalog kurmayı;
"Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!"
"Ne söyleyeyim anne?"
"Sus!! Bana cavap verme!!!"

* Mantıklı Davranmayı
"Neden dışarı çıkmama hayır diyorsun sanki...?
"Ben anneyim öyle istiyorum o kadar..! "

* Sosyal olmayı
"Hiç yaramazlık yapmadan yanımda durursan seni gezmeye götürürüm"

* Tıp bilgilerini;
"Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin, göreceksin gününü"

* Olgun olmayı;
"Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."

* Genetik bilgileri;
"Sen de o lanet olasi babana çektin."

* Bilgeliği;
"Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."

* Adaleti;
"Bir gün senin de çocukların olacak.. İnşallah onlar da sana senin şimdi
bana yaptıklarını yaparlar..."

Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

27/5/2007 · Kategori: komik seyler

 

 

 

Haber: Mahkumlar tünel kazarak kaçar...
R.M.: Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar?

Alparslan Türkeş'in cenaze töreninin olduğu gün sevgili Reha Muhtar Show
Haber'de şöyle konuşur: Cenaze töreninde sayıları on binin üzerinde yedi bin
güvenlik görevlisi vardı.

Reha Muhtar, canlı yayında Şerafettin Bey'le konuşuyor:
-Sayın Şerafettin Bey kardeşim, siz orada var mıydınız, yok muydunuz,
efenim?
-Yoktum.
-Yoktum Diyorsunuz.
-Yoktum diyorum.
-Bak Şerafettin sana bir daha soruyorum. Var mıydın, yok muydun? -Valla
billa yoktum.
-Yemin etmenize gerek yok efendim, size inanıyoruz. Var mıydın, yok muydun?
-Vardım efendim.
-Peki Serafettin, siz demin yoktum diyordun, şimdi vardım diyorsunuz. Bu
nasıl iş kardeşim?
-Yoktum dedim inanmadınız, ne yapayım?
-Ne yapacağınızı ben bilemem efendim. Orasını sen düşün. Var mıydın, yok
muydun?
-Hatırlamıyorum.
-Hatırlayınız efendim. Bak bir filmimiz var sizinle ilgili. Onu birlikte
izleyelim, sonra sana soracağım. Araya söz konusu film giriyor. Bir muhabir
kapıyı kırıp Şerafettin'in evine giriyor ve kibarca, gizli kamera ile çekim
yapmak için izin istiyor. Şerafettin Bey izin vermiyor tabii. Bunun üzerine
kameraman dinlemiyor, çekimlerini yapıp gidiyor. Yine Reha Muhtar geliyor
görüntüye:
-Filmimizi izlediniz, Serafettin Bey. Şimdi ne diyorsunuz? -Galiba varmışım.
-Galiba ile olmaz efendim, emin misiniz? -Eminim.
-Öyleyse eminsiniz yani. -Evet efendim, eminim.
-Şerafettin Bey eminim diyorsunuz ama pek emin görünmüyorsunuz
-Sayın Hamdi Bey iyi akşamlar efendim. Sizin adınız Hamdi midir efendim?
-Evet Hamdi'dir, Reha Bey..
-Hamdi diyorsun.
-Hamdi diyorum çünkü nüfus kağıdımda öyle yazıyor. -Ben nüfus kağıdınızı
sormuyorum efendim. Sana soruyorum: Sizin sahte olmayan isminiz nedir?
-Hamdi.
-Nasıl yazılıyor?
-He, a, me, de, i şeklinde.
-Yani sahte olmayan isminiz Hamdi diyorsunuz. Peki sahte olan isminiz
hangisi? -Benim sahte olan bir ismim yok.
-Ama demin sahte olmayan ismim Hamdi dediniz. Demek ki, bir de sahte isminiz
var. Size Yeşil diyorlar efendim. Siz Yeşil misiniz?
-Hayır Yeşil değilim.
-Öyleyse size niye yeşil diyorlar?
-Bana yeşil demiyorlar. Hamdi diyorlar.
-Yani inkar ediyorsunuz. Sukut ikrardan gelir Hamdi.
-Ben sukut etmiyorum, konuşuyorum ve Yeşil değilim diyorum.
-Yeşil değilim dediniz ama mosmor oldunuz. Bak simdi de kızıyorsun. Niye
sarardın Hamdi?
-Sarardım çünkü ben Tanrı'nın oğluyum. Her renge girerim.
-Ne oldu Hamdi Bey? Bir tuhaf konuşuyorsunuz.
-Galiba delirdim. Bana bir doktor lütfen.
-Geçmiş olsun, Hamdi Bey. Size acil şifalar diliyorum. İyi akşamlar efendim

_________________________________________________________________

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

24/5/2007 · Kategori: komik seyler

 

Bu yazıyı hazalca.blogtan okudum çok beğendim aldım.Cem Yılmazın bu özelliklerini hiç okumamıştım çok güldüm.Sizde beğenirsiniz umarım.

 

                                          Cem Yılmaz'ın çocukluğu

 

Ben çocukken çok salaktım. Edip Akbayram'ın ismini Edi zannederdim. Yani o, benim için "Edi Pakbayram"dı.

 

Ablama, "Nasıl olup da koca bir günü canın sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun?" demiştim. "Büyüyünce insanın canı sokakta oynamak istemez ki" cevabını

vermişti. Uzunca bir sure büyüyüp büyümediğimi anlamak için kendime, "Canın sokakta oynamayı istiyor mu?" diye sormuştum.

 

Sabahları kalktığımda aklımın hala yerinde olup olmadığını anlamak için 2+2, 3+4 gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar doğru olunca da çok sevinirdim.

 

Dedemle parka gittiğimiz bir gün TRT'ciler çekim için oradaydı. Beni oynarken çektiler. Yayın günü bizim aile jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek

için televizyon başına geçti. Kendimi ekranda görünce,"Beni niye parkta unuttunuuuz?" diye gözyaşlarına boğulmuştum.

 

"Geri vites" kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya doğru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.

 

Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala da külahların sivri

kısımlarını yemem. Çöpe atarim.

 

Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün gelsin istiyordum.

 

Ağabeyimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans askeri yapardı. Sonra evire çevire döverdi. çok mühim bir şey yaptığımı sandığım

için canım yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım.

 

Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım. Bulmacalardaki,"Annenin erkek kardeşi" kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya çalışırdım.

 

Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak sanat merakîm annemin

yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu. Hem gönlünü almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dâhiyane bir fikirle öğretmenimin

yanına gittim. "Annem" yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her tarafına bastım. Sonra

da annemin karşısına geçtim. Beni o halde görünce ağlamaya başlamıştı.

 

Madonna ile Maradona'yı kardeş zannederdim. Kendi kendime, "Bunların babası ne şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı, biri müziğin kraliçesi" derdim.

 

Birinden özür dilediğim zaman Allah’ın bana bir özür vereceğini sanırdım. Sakat olacağımı düşünüp hemen "dilediğim özrü " geri alırdım.

 

Kurban Bayramı’nda toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım. Uçakların dış yüzeyinin bu derilerle kaplandığı için Türk Hava Kurumu'nun topladığını

düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş edildiğinde ya da bomba patladığında, "Ayyy! Deri delindi!" derdim.

 

"Gil" diye konuşanları fakir zannederdim.

 

Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, "Sıhhatler olsun" lafını "Saatler olsun" diye anlardım. Bunun da, "Banyoda amma çok kaldın" gibi bir şey

demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin buna karşın niye sadece, Sağol" dediğini merak ederdim. .."Ne kibar kadın, derdim.

netten alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

25/2/2007 · Kategori: komik seyler




1-Kardan adama tekme atma veya bozmaya çalışma hastalığı,


2-Yeni atılmış bir betona basma ve isim yazma hastalığı,


3-Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapma hastalığı,

4-En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı,



5-Kar topunun içine buz koyma hastalığı,



6-Cep telefonu kullanımının yasak olduğu ortamlarda İlle de görüşme yapma
hastalığı,



7-Belediyenin duraklara koyduğu saatlerin yelkovan ve akrebini sökme
hastalığı,


8-Kumsalda Deve güresi yapma hastalığı,




9-Şahin marka arabayı, Doğan görünümlü yapma hastalığı,



10-Ağaçlara ve parktaki banklara kalp ve isim bas harfi kazıma hastalığı,



11-Derslerini çalışıp sınıfını geçenleri inek sanma hastalığı,



12-Mesleğimizdeki unvanımızı İngilizce olarak söyleme hastalığı,


13-Tiki olan insanların tikleri ile uğraşma hastalığı,



14-İskambil kağıtlarından kule yapan birinin kulesini Bozmaya çalışma
hastalığı,



15-Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşma hastalığı,



16-Reklam için duvarlara veya panolara yapıştırılan afisleri yırtma
hastalığı,



17-Tuvalet duvarlarını defter sanma hastalığı,



19-Trafikte bizi geçen bir aracı mutlaka yakalayıp onu geçmeyi ilke sayma
hastalığı,


20-Sinyal verir vermez şerit değiştirip, kazaya sebebiyet verdiğimizde
sinyal verdik görmüyonmu deme hastaligi,



21-Ara yollardan ana yola çıkacak araca yol vermeme hastalığı,



22-Ünlü birini gördüğümüzde ona el sallama hastalığı,



23-Ünlü birini gördüğümüzde onunla fotoğraf çektirip çok samimiyiz havası
verme hastalığı,


24-Yasamadığımız bir şeyi yaşamış gibi anlatıp ona kendimizi inandırma
hastalığı,



25-Otobüs durağa yanaştığında ille de ön kapıdan inmeye çalışma hastalığı,



26-Otobüs koltuklarını yırtma ve üzerlerine acayip acayip yazılar yazma
hastalığı,



27-Minibüs soföriyseniz beğenmeseniz bile mutlaka kral FM dinleme
hastalığı,



28-Trafikte kırmızı ışıkta dururken, yeşil ışık yanar yanmaz kornaya basma
hastalığı,



29-Trafikte kırmızı ışıkta dururken burun karıştırma hastalığı,



30-Kimsenin herhangi bir konu hakkında bilgisi olmadığını anladığımız anda
o konu hakkında atıp tutma hastalığı,



31-Elektrik, su, doğalgaz, vergi, trafik cezası vb.. faturaları son gününde
ödeme hastalığı,



32-Kar yağdığında eve bolca ekmek alma hastalığı,


33-Grup halinde bir meydana konan güvercinlerin üzerine koşup onları
kaçırmaya çalışma hastalığı,



34-Evli olanların bekarlara sakin ha evlenme demesi hastalığı,



35-Ayni filme giden insanların filmden çıktıktan sonra filmi birbirlerine
anlatmaları hastalığı,



37-Eline silah geçen birinin hemen o silahla saka yapma ihtiyacı duyması
hastalığı,


38-Arabayla yolda giderken tanıdık birini görünce arabayı sakadan onun
üzerine doğru sürme hastalığı,



39-Takim elbise giyince elini cebe sokma hastalığı,



40-Tuttuğu takim galip gelince havaya silah sıkma hastalığı,


41-Meslek arkadaşlarına mesleki sakalar yapma hastalığı..

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::